Ekonomi

Özlem Binel ile son romanı Ay Işığım’ı konuştuk

Spread the love

‘Ay Işığım’, Sevgili Özlem Binel’in üçleme şeklinde tamamlamayı düşündüğü romanlarının ikincisi. İlki ‘Sırbende’nin devamı olan;tek başına da okunabilen bir roman. Özlem Hanım’a sordum, o anlattı. Öyle samimi,gibi akıp giden bir söyleşi oldu ki… Musiki merakının nereden geldiğinden, romanlarındaki etkisinden, mutluluğun tanımından, romanın karakterlerinden… Her şeyden konuştuk. Tek üzüntümyanakare fotoğraf ekleyemeyecek oluşum. Koronavirüs günlerinde İzole yaşam, hayatımızın her alanında. Hepimiz evlerimizde olduğumuza göre, bugün keyifli bir röportaj okuyacağız. Bir kahve hazırlayın derim.

Keyifli okumalar…

YAZARKEN ÇOK MUTLUYUM BEN. KENDİMİ TAM HİSSEDİYORUM.

 

– Özlem Binel kimdir? Kendi gözünden kendini nasıl anlatır?

Kendimi, duygularımı, ruhumu çok da ifşa etmek istemiyorum.  Göründüğüm halim evladır. Her birimizin sadece en yakınlarımıza gösterdiği bir yüzü varken görünenin ardını çok da kurcalamamak lazım. Çok kırılganlar güçlü görünerek kendilerini korumaya çalışır.  Yaralılar, gülümsemenin kıymetini bilir, hep güleç gezer. Hüzün saklıdır ardında birçok çelik bakışın da sadece aynı acıdan geçmiş olanlar tanır birbirini. Ben değilim önemli olan, bilinmesi gereken. Yazdıklarım. Ama…

– Ama…

Ama olan bir şeyki. Ben bir ruhumun olduğunun farkındayım.  Neden bedenlendiğimi sorgulamaktayım. Bu yüzyılda varoluş sebebim ne, onu bulmanın derdindeyim.  Derine hayranım. Çoku sevenim. Anlamı, önemi olan günler, geceler,  kelimeler peşindeyim. Velhasıl gezegenin milyarlarca misafirinden biriyim ben. Ama bilincini, hayranlığını, yaratıcısına bağlılığını arttırmaya çalışan bir misafir. Yaratılmış her canlıyı seviyorum. Cansıza özenli davranıyorum. İnsanlarım yanımda olsun istiyorum. Sevdiklerimi çok seviyorum. Ve onlar da beni herkesten çok sevsin istiyorum. Şu dünyada da kıskandığımşey bu galiba.

– Yazmaya nasıl başladınız?

Yazmadığım dönem ne zamandı ki, diye sormak lazım. İlk mansiyon ödülümü 13 yaşımda aldım. Kendimi bildim bileli yazıyorum. Öykü, roman yazmaya başlayana kadar metin yazarlığı yaptım. Konuşma metinleri yazdım.

Neyi düşlüyordunuz?

Yazarken bir şey beklemedim. Planlanmış, kurgulanmış birdeğil bu. Su içmek gibi, doğal bir ihtiyaç. Kendiliğinden, doğuştan, benimlebüyüyen bir şey…

– Yazarken nasıl bir Özlem var? Günlük yaşamdan uzaklaştığını hisseder mi?

Yazarken çok mutluyum ben. Kendimi tam hissediyorum. Eksiksiz ve korunaklı, dört yanımda görünmez bir zırhla kuşanmış gibi. Uçarken, koşarken, şehirden şehre geçerken bana hiçbir şey olmazmış gibi.

– Ne güzel tanımladınız…

Ben ruhumun büyük bir parçası olduğunu hissettiğim için yazıyorum. İyiyse, hakkıysa yazdıklarım; bir şekilde, zamanların birinde, yerini bulur. Ne bir derdim, hırsım ne de bir acelem var. Tek dileğim, duam, ömrüm olsun, yetsin şu aklımdakileri yazabileyim… Ve en büyük avantajım ki buna bin şükür sessizliğe, yalnızlığa, fildişi kulelere, uzun tatillere falan ihtiyacım yok. Şu anda bir akışın içindeyim. Kırmızı ışıkta bile yazabilirim. Televizyon açıkken, radyo çalarken… Ne kadar ses,  o kadar büyük bir konsantrasyon!

– Yazma rutininiz nedir?

Gündüz Fakülteye gidip, akşam kızımla ilgileniyorum. Herkes uyuduktan sonra ise, gece üçe kadar bilgisayar başında oturuyorum. Yazabilsem de, yazamasam da, klavyenin üzerinde uyuyakalsam da, oradan ayrılmıyorum. Keşke uykum gelmese, sevdiklerim huzur içinde uyurken ben onların nefesi eşliğinde zamanı durdursam. Daha çok, daha uzun yazabilsem…

Sıradaki Haberi Oku  Mehmet Özün çalışanında koronavirüs çıktı

İÇİNDEN MUSİKİ DAMLAYAN CÜMLELER İLİŞTİRDİM KİTAPLARIMA

 

– Ay Işığım için tarihi roman diyebilir miyiz? Özünde neyi anlatıyorsunuz?

Ay Işığım kurtuluş mücadelesinin yapıldığı yıllarda Eşref’in Şeyhinin karısı Feride’ye duyguyu gerçek aşkı ve insan-ı kamil olma yolundaki gayretini anlatıyor. Çerkez kast sistemini, inancı, ilişkileri sorguluyor. Sırlar bir bir açılırken yerine yenileri ekleniyor. Sihir kitabın içinde, büyü satırlarda, şarkılarla tamamlanıyor…

– Romanınız tamamen kurgu mu, yoksa gerçekler etrafında mı şekillendi kurgusu?

Kitapta sözü edilen Bursa’daki dergâh, konak ve onları birbirine bağlayan demir köprü yüzyılı aşkın zamandır, Osmangazi’de Çarklı Değirmen Sokak’ın köşesinde durmaktaymış. Ben gördüğümde konak bakımsızlıktan virane hale gelmişti. Dergâh ve kozaklık olarak kullanılmışise ayaktaydı. Köprü ise Dergâhın ikinci katından karşı binanın yıkıntılarına varıyordu. Yanından Cillimboz deresi geçiyor ve koca bir bahçeye açılıyordu.

– Sizi buraya çeken neydi?

Dergâh ile evin, yalnızca onlara ait özel bir köprü aracılığıyla birbirine bağlı olması çok ilgimi çekmişti. Üstelik çocukluğumdan beri Allah dostlarına, türbelereduyar, tasavvufa büyük bir sevgi beslerim. Bana çok özel, gizemli ve değerli geliyor.

– Demek o romanlar bu etkilerle yazılıyor…

Bu iki ev, beni öyle derinden etkiledi ki, yıllar yılı içimde çevirdim durdum. Sonra tesadüfi bir şekilde “Sırbende” nedir öğrendim. Ve birbirine cem olarak, büyüyerek koca bir roman yazdırdı bana bu küçücük anlar.  Derinlemesine bir tasavvuf bilgim olmadığından okuyup araştırarak bilgi edinmeye çalıştım.

– Sonra?

Bunları alıp, bir kurgunun içine yerleştirerek kendi gizemli, ruhani dünyamı oluşturdum.  Böylece ortaya mistik yetilere sahip Şeyh Efendi ve kızı Leman, Çerkez Feride ve daha niceleri çıktı. Ben detarafımdan Çerkez’im ve sanırım Kafkaslara ilişkin de söylemek istediklerim var. Ki çoğunu ikinci kitapta yazdım. Aslında bir aşk romanı Sırbende. Ama kim hangi aşkı arıyorsa onu bulabileceği bir roman…

– Kitaplarınız böyle ilerliyor yani ve Ay Işığım da böyle ilerledi…

Aşk için, aşkla, aşka yazıldı. Ve içine şarkılar sırlandı. Ömrümün vazgeçilmezi sazlar, sözlersatırlarda. İçinden musiki damlayan cümleler iliştirdim kitaplarıma. Bulana aşk olsun.

ŞARKILAR 15 YAŞIMDA KAYBETTİĞİM BABAMIN HATIRASI VE EN BÜYÜK MİRASIDIR

– Okurken etkilenip, yazmayı düşlediğiniz romanlar oldu mu?

Yazmış olmalıydım, dediğim bir kitap Harry Potter.  Olağanüstü birgücü… Hep yazageldiğim için yazar olsam nasıl olur, diye hiç düşünmedim. Zaten hep yazandım. Sadece bir gün yazdıklarımın küçük bir bölümü toplanıp ilk öykü kitabım oldu. Yani benim için bir şey değişmedi. Zorunlu olan yazma haliydi. Yazdıklarım okunur mu, kim okur, kaç kişi tarafından okunur, bunları hiç düşünmedim.

– Daha çok iyi bir gözlemci mi, yoksa hayalperest misiniz?

Sıradaki Haberi Oku  İzmirde 2 kişi silahlı saldırıya uğradı

Her ikisinde de hakikaten iyiyimdir. Hayal kurmakta rakip tanımam. Gözlem ise, keyifli bir oyun benim için. Yan masada oturanın yaşı, mesleği, ayakkabı numarası, karşıdan gelenin ruh hali… Ve gördüğüm herkesi, her şeyi inceleyip yorumlamak, büyük bir keyif. Çocuk yaştan beri olmazsa olmazım.

– Müziğe de bir tutkunuz var. Romanlarınız da müziğin etkisinde, değil mi? Ve sormak isterim, nereden geliyor bu tutku?

Babamdan. Çok güzeldi babamın sesi, yalnızca güzel olduğunu hatırlayabilmek ne acı. Müthiş bir nota bilgisi, şan eğitimi vardı. İnsan sevdiğinin sesini unutur mu? Ben unuttum. Belki de duyduğum her güzel erkek sesinde hala onu arıyorum. Buna benziyor muydu? Yok değildi? Ya bu? Hayır, bu kadar kalın hiç değildi… O, yerinden,tane okur, okurken başını hafifçe yana eğer, dudağında eğri bir tebessüm gözlerini kapatırdı. Sesini hiç yükseltmeden, hiç zorlanmadan, kaynağından çıkan birgibi okurdu. Belleğimde yüzlerce şiir, binlerce şarkıonun sayesinde.

– Ne güzel anlattınız. Böylece onu da anmış olduk. Peki bu güzelsize nasıl yansıdı?

Babam Samsun Musiki Cemiyeti’nin kurucularındandı. Ben de çocuk yaşta gündüzleri koleje gidip geceleri Klasik Türk Musikisi eğitimi alıyordum. Arapça ve Farsça sözcüklere aşinalığım da ondan. Ki o sözcüklerin de dilde çok büyük zenginlik olduğunu düşünüyorum. Yani şarkılar önce 15 yaşımda kaybettiğim babamın hatırası ve en büyük mirasıdır. Her şarkıda bir an, bir anı saklıdır.

– Şarkılarla Ay Işığım romanınızı anlatır mısınız bize?

Evet, ben iki koca roman yazdım. Ama benimleiki şarkı, bir de beste vardı. 4 yıl boyunca kaç CD bozdum, kaçaynısından aldım bilmiyorum. Eşref; Aşk Masalım, dedi. Feride, Yalnız Sen. Ses; Çiğdem Gürdal’ındı, besteler Göksel Baktagir’in. Henüz duymamış, dinlememiş olanaedilemeyecek kadar derin ve kıymetlidirler. Okuyacak olanlara ricam olsun; ilk önce “Sevda” açılacak. Göksel Baktagir’in hicaz bestesi. Sonra Çiğdem Hanım’ın sesinden Yalnız Sen ve ilerledikçe hissedeceksiniz zaten Aşk Masalı’nın vakti gelecek.

Özcesi, söz ettiğim iki kıymetli sanatçı bu romanların her anında yanımdaydılar. Müteşekkirim, minnettarım, onlarla aynı yüzyılda dünyaya geldiğim için çok şanslıyım…

AY IŞIĞIM, SIRBENDE’NİN DEVAMI; AMA BAĞIMSIZ DA OKUNABİLİR

 

– Yazım sürecinizi paylaşır mısınız bizimle? Neler okudunuz? Kimlerden etkilendiniz?

Okumadan, araştırma yapmadan yazılabileceğine kesinlikle inanmam. Tek bir kitabı yazabilmek için en az yüz elli kitap okumuşumdur. Aradığım, sorduğum, danıştığım nice kıymetli zat da cabası. Google’den bulunacak şeyler değildi aradıklarım. O sözü anımsadım. ‘Arayanlar bulamaz;bulanlar hep arayanlardır.’ Tasavvuf okudum, tarih okudum, Çerkez sürgün belgelerini bile bulup okudum. Bursa sokaklarını ezber ettim.

– İnsan kendini adayınca işinin değerini daha da hissediyor, değil mi?

Örneğin bir Kadiri tarikatı anlatmaya çalıştım ki hiçbir bilgim yoktu öncesinde. Sadece kitabi bilgilerle betimlemek öyleoldu ki… Bazen ‘Neden bu denli uğraşıyorum, birçokları gibigeçer tümceler yazıp geçebilirim.’ de dedim. Ancak ben ruhu olsun istedim yazdığım ve yazacağım kitapların hatta her bir cümlenin. Katmanlı olsun, sırrı olsun istedim,edenlerin ömürleri gibi.

Sıradaki Haberi Oku  BMden yoksul ülkelere korona mücadelesinde yardım çağrısı

– Ay Işığım, ilk romanınız Sır Bende’nin devamı mı? Sanırım bir üçleme hayaliniz varmış. Üçüncüyü yazmaya başladınız mı?

Ay Işığım, Sırbende’nin devamı;bağımsız da okunabilir. Üçüncüyü aklımda, arkada bir yerde yazıyorum. O, bu yüzyılda geçecek. Fakat şimdi, şu anda yazdığım bir şeyki bambaşka bir dili ve atmosferi var, yani okuraköşe yapmaya niyetliyim.

– Ay Işığım karakterlerinizden bahsedelim mi biraz? Eşref ve Feride? Nasıl biryüküne sahipler?

Ağır doz. Gerçek olamayacak kadar güzel, büyük,bir aşk. Belki de hepimizin özlediği, istediği duygular. Sadakat, güven, vefa, çaba, hasretini çektiğimiz her şey… Tarifini yapmak zor.

– Ay Işığım romanının yazarının gözünde en ilginç yanı ne? Kurgusunda, karakterinde ya da akışında…

Ben mistik bir kurgu ile diyaloglarla yarattığım paradokslarla, fantastik bir atmosfer yarattım. İç sesimizle söylediğimiz, hattaiçimizden bile geçirmeye çekindiğimiz ne varsa onu söyleyen biribu kitapta. Eğrisi de doğrusu da onu ilgilendirir. Küfrü de zikri de kendisine aittir.

GÖZÜMÜ AÇTIĞIM HER SABAH MUTLUYUM BEN

– Arka kapaktan şöyle bir alıntı yapacağım: “Bu dünyaya sıkıştırıldık biz. Ya öncesinde daha mutluysak?” Bu soru kendinize sorduklarınız arasından mı çıkıp romana geldi?

O kitapların içindeki birçok soru, kendime sorduklarımdandır. Yanıtlarını aradıklarım, kendim bulamadığımda danıştıklarımdır.  İç sesim, dış sesimden baskındır benim.

Peki mutluluğun sizdeki tanımı ne?

Mutluluğun tanımı için, 20önce sorsanız bambaşka şeyler söylerdim. Ama yaşam, insanı değiştiriyor. Yıllar yoruyor, yorarken büyütüyor. O nedenle gözümü açtığım her sabah mutluyum ben. Hem de çok mutluyum. Sağlıklı ve özgür olduğumuzda bu gezegenin bize sunduğu nimetler sonsuz. Güzel bir kahve kokusu, taze demlenmiş bir çay, kızarmış ekmek, yanında da sevdiklerin varsa daha ne olsun.  Bunlara sahip olmak ne lütuf.  Her zamanarayışında olmak, onu beklemek sanki daha da uzaklaştırıyor bizden. Ötelerde ayrı bir kavram, ulaşılmasıbir şeymiş gibi düşünülüyor. İçimizde oysaki mutluluk, herbizimle. Sadeceetmemizi bekliyor.

– Şöyle sormak geçti içimden: Mutluluk bir şarkı olsa, hangi şarkı olurdu?

Mutluluğun şarkısı ne olurdu, ilk aklıma gelen Barış Manço’nun unutulmaz şarkısı oldu: Bugün Bayram! Bir bayram sabahı uyanıyorsun. Başucunda yeni giysilerin. Taze kır çiçekleri toplayabilmiş ya da alabilmişsin. Belli ki mevsim ya ilkbahar ya yaz. Annen de az ötede bir yerde. İnanın ki bundan büyük zenginlik,  bundan büyükolmaz.

– Tam duygusallığa kapıldığımız yerdesorumu sorayım: Yazarlık kariyerinde planlarınız neler? Hep yazmaya devam edecek misiniz?

Yazar olarak, yazarak kalmak istiyorum. Hercai ömrüneğlencesi kelimeler. Yaşadığım sürece sadece yazmak, yazabilmek ve okumak, okunmak istiyorum.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Özlem Binel: Teşekkür ederim.

Ay Işığım

Özlem Binel

İnkılâp Kitabevi

S.: 368

Kitabı satın almak için tıklayınız: inkilap.com

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu