Dünya

İran Büyükelçisi Mohammad Farazmand: Türkiyede Fars diline ilgi, İrandan daha fazla

İran‘ın Ankara Büyükelçisi Farazmand, Türkiye-İran ilişkileri, Türkiye’deki İran algısı, ülkesinde bir süredir devam eden protestolar, ABD yaptırımları ve daha pek çok konuya ilişkin EKOTÜRK kanalından Feyza Gümüşlüoğlu’na İstanbul’daki İran Başkonsolosluğunda özel bir röportaj verdi.

Türkiye’deki İran algısınıderecebulduğunu söyleyen Büyükelçi, “Türkiye’de Fars dili ve edebiyatına olanİran’dakinden fazla” dedi.

İşte o röportaj:

Röportaja sizi tanıyarak başlamak istiyorum. Ne kadar zamandır Türkiye’desiniz, ne eğitimi aldınız, bugüne kadar neler yaptınız… Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Tabi. Türkiye’ye geçtiğimiz Şubat ayında geldim. Yani yaklaşık 10 ay oldu. Kariyer diplomatıyım, bölge ülkelerinde görev yaptım, daha çok Arap ülkelerinde. İran’da Dışişleri Bakanlığı’na bağlı uluslararası ilişkiler fakültesinde okudum. Yaklaşık 30 yıldır diplomat olarak görev yapıyorum. Türkiye tüm İranlı diplomatların görev yapmak istediği bir yerdir ve benim de herfavorim olmuştur. Çok şükür sonunda bu güzel komşu ülkeye gelme fırsatını yakaladım.

Tekrar hoş geldiniz. Ama tabi siz İstanbul’da değil Ankara’da ikamet ediyorsunuz. Bu benim açımdan çok iyi bir şey sayılmazsanırım siz Ankara’yı seviyorsunuz…

Evet Ankara’yı da Türkiye’yi de çok seviyorum. Elbette bu, ziyaretçiler ve diplomatlar İstanbul’u sevmez anlamına gelmiyor. İstanbul başka…

Bir dahaki sefere ben sizi Ankara’da ziyaret edeceğim öyleyse…Bu arada bu Konsolosluk binası da oldukça eski sanırım…

Evet öyle. 170 yıldanbir geçmişi var. Türkiye ile ilk diplomatik ilişkileri kurduğumuzda İran’ın Türkiye’deki ilk büyükelçiliği burasıydı. Daha sonra 1920’lerde diğer ülkeler gibi biz de büyükelçiliğimizi Ankara’ya taşıdık.

TÜRK HALKI İRAN’I DOST OLARAK GÖRÜYOR

İki ülke arasındaki ilişkilere gelelim öyleyse. İran önemli bir ülke. Aslına bakarsanız Türkiye’de İran deyinceveyabir algı hakim; ya bir tehdit olarak görülür ya da vazgeçilemez kadim bir müttefik. Ortası, arası yoktur pek. Fakat İran’ın çok eski ve önemli bir müttefikimiz olduğuna şüphe yok. Buradan hareketle iki ülke arasındaki ilişkiyi tarihsel olarak nasıl anlatırsınız?

İran ile Türkiye arasında 500 yıldan fazladır süren istikrarlı ilişki, ikili ilişkilerin fazlasıyla güçlü olduğunu söylemek için yeterli. Türkiye’de bugüne kadar gördüğüm şey, farklı partiler ve gruplar arasında bir konsensus olduğu. Türk halkı da İran’ı büyük ölçüdeülke olarak görüyor. Şukadar herhangi bir kimsenin İran’ı tehdit olarak algıladığını görmedim. İyi bir partner olabiliriz…

Ekonomi kanalı olduğumuz için ilişkilerin özellikle ekonomik boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Ticaret hacmimiz yükseksanırımedilen seviyede değil. Belki İran’a yönelik yaptırımların da bunda etkisi vardır. İkili ekonomik ilişkiler ne durumda?

2018’de ikili ticaret hacmimiz yaklaşık 9.3 milyar dolardı. Bu büyük bir rakamyine de hedefimizden uzak. Biz 30 milyar dolara ulaşmayı hedeflemiştik, bu hedeften halen uzağız. İki ülkenin liderleri ticareti 30 milyar dolara çıkarma kararı almıştı. Bu ulaşılamaz bir hedef değil. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu hedefi yakalamak için elimizden geleni yapıyoruz zira her iki tarafta da çok güçlü bir irade var.

İkili ticaretten bahsederken hala dolar cinsinden konuşmanız dikkatimi çekti… Yerelbirimiyle ticaret ne aşamada?

Çok şükür ki Türkiye ile ticaretimiz dolar üzerinden değil, euro veya lira ile yapıyoruz. İran ile Türkiye arasında lira ve tümen ile ticareti artırıyoruz. Şu anda ticaretimizin yüzde 35’ipara birimiyle. İkili ilişkilerimizdeparanın payını daha da artıracağız.

İRAN’IN YATIRIMLARI ARTIYOR

Bildiğim kadarıyla İran’ın Türkiye’deki yatırımları da her geçen yıl artıyor…

Her iki taraftan da yatırımlar artıyor. Türkiye sınırına yakın yerlerde bazı serbest ticaret bölgeleri kurduk. Bazı iş adamlarının burada yatırımları var. İranlıların Türkiye’deki yatırımları da artıyor evet.

Sıradaki Haberi Oku  ABD, teröristlerin kontrolündeki bölgeye takviye güç gönderdi

Daha çok hangi sektörler öne çıkıyor İranlıların yatırımlarında?

İranlılar çok farklı sektörlerde aktifler. Hatta yakınönce ilaç üretimine bile başlandı. İran’ın önde gelen şirketlerinden biri Türkiye’ye geldi ve burada da ihtiyaç duyulan bazı ilaçların üretimini yapmaya başladı. Buradan üçüncü ülkelere deyapabilecekler.

Yatırımcılar kadar İranlı turistlerin de ilgisi artıyor…

Evet, yılda 2 milyon kadar İranlı turist Türkiye’yi ziyarete geliyor. İran’a giden Türk turistlerin sayısı 1 milyondan az, 600 bin civarında. Ama bence İran, Türk turistlerin gözde destinasyonlardan bir tanesi. İran’a giden hangi Türk’le konuşsamgitmek istediklerini söylüyorlar. Bu da İran’ın cazip bir merkez olabileceğini gösteriyor.

Daha çok Tahran mı yoksami?

Hayır sadece Tahran değil, diğer şehirlere de gidiyorlar. İsfahan’a, Şiraz’a, Tebriz’e, hatta Meşhed’e… Türk ve İranlı havayollarının farklı şehirler arasında direk uçuşları var. İstanbul’dan çıkıp İran’da pek çok kente gidebilirsiniz.

Bunu kendi adıma bir ayıp kabul ediyorumben maalesef henüz ziyaret etmedim. İnşallah en yakın zamanda giderim…

Mutlaka bekleriz…

Bu arada ilginç bir şey de dikkatimi çekmişti. İranlılar Türkiye’de enevikinci millet. Sadece ziyaret için gelen değil buraya yerleşen de çok sayıda İranlı var…

Bu yıl 2 bin civarısatın alındı. Buraya, Türk toplumuna güveniyorlar, iyi iletişim kurabiliyorlar. Burada kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar. Bazı aileler çocuklarının eğitimi için buraya yerleşti. Türk üniversitelerinde okuyan 7 bin civarında İranlı öğrenci var. Türkiye, kısa bir süreliğine ziyaret etmek veya komşu bir Müslüman ülkede yaşamak isteyen İranlıların favori destinasyonlarından biri.

Ben de geçen hafta Van’daydım, bilirsiniz. Herhalde nüfusun yarıdan fazlası İran’lıydı!

Doğru. Van, İran sınırına en yakın büyük şehir. Hoy şehrininyanında. Sınırın bir yanında Hoy şehri, diğer yanında ise Van var.

Sizin gezme fırsatınız oldu mu Türkiye’de?

Evet, geçen ay Erzurum ve Van’a gittim, oradan Gürbulak’a gidip sınırdan Urmiye’ye geçtim. Ardından önce Hoy sonra Van üzerinden Ankara’ya döndüm. Çok güzeldi.

Diğer bölgeleri de gezebildiniz mi?

Evet, Trabzon’a gittim. Orada bir Başkonsolosluğumuz var. Orayı açmış olmamız Trabzon ile siyasi ve ekonomik ilişkilerimizin çok güçlü olduğunu gösteriyor. Trabzon’daki İran Başkonsolosluğu orada bulunan az sayıdaki Başkonsolosluktan biri. İran’ın dışında Rusya ve sanırım bir de Gürcistan’ın başkonsoloslukları var.

Orada tam olarak ne yapıyorsunuz? İran için özellikle önemi nedir?

Trabzon’daki liman ile ticari ilişkiler çok iyi, İran sınırına en yakın liman orası. 500 km’den az birvar. Tarihsel olarak da Trabzon, en yakın ve en iyi nokta olageldi; hem ikili ticaret yapmak hem de Türkiye’den İran’a, oradan da Avrupa’ya açılmak için bir transit noktası.

TÜRKLER BATI’NIN ETKİSİNDE KALMAYACAK KADAR FERASETLİ

İranlıların Türkiye ve Türk algısından konuştuk. Türkiye’de İran ve İranlı algısına değinirsek; aslında bizim algımız daha çok Batılı kaynaklara ve Batı medyasına dayalı olarak şekilleniyor. Ben bile bir gazeteci olarak, Farsça bilmediğimden İran’da neler olup bittiğini öğrenmek için genelde Batılı kaynaklara gidiyorum. İran ile ilgili düşüncelerimizi vesöylemi daha çok bu kaynaklar şekillendiriyor. Şunu merak ediyorum, bu kendisini dış dünyaya anlatması konusunda İran için birmi?

Bence Türkiye’de İran algısıdeğil. Hatta tam tersi çokolduğunu söyleyebilirim. Türk halkı bu konuda Batı medyasının tahakkümünde ve etkisinde değil. Dün İstanbul Üniversitesi’ni ziyaret ettim, Edebiyat Fakültesi’ni. Orada, İran’da bile çokrastlanabilecek bir şeyi gördüm. Yalnızca İstanbul Üniversitesi’nde 500 Türk öğrenci Fars dili ve edebiyatı okuyor. İran’da bile bir üniversitede bu fakültede 500 öğrenciyi bulamazsınız. Bu da İran algısının gayetolduğunu gösteriyor. Erzurum’da Farsça okuyan 200 öğrenci var, Ankara’da da aynı şekilde. Yani algı gayet iyi…

Sıradaki Haberi Oku  Şanlıurfada trafik kazası: 8 yaralı

Ben de tamamendemiyorum, sadece daha çok Batılı kaynaklar tarafından domine edildiğini söylüyorum…

Evet orası öyle. Bazı ülkelerde buhalkın algısınıetkileyebilir. Siz Batı’yı bölgedeki pek çok ülkeden daha iyi biliyorsunuz, uzun bir geçmişiniz var, bence Türk insanı Batı propogandasının etkisi altında kalmayacak kadar ferasetli.

AMERİKA’NIN YAPTIRIMLARI EKONOMİK TERÖR

İki ülke arasındaki kültürel ve ticari ilişkilerden söz etmişken, şunu da özellikle sormak istiyorum. Amerikan ambargosu ve yaptırımlar, İran ekonomisini ve gündelik yaşamı nasıl etkiledi? İran bu etkilerle başa çıkmak için ne yapıyor?

Amerikalıların yaptığı şey kendi tabirleriyle maksimum baskı. Ama bu yaptırımlar maksimum baskı değil, legal de değil. Tamamen illegal bir uygulama, biz bunu ekonomik terör diye adlandırıyoruz. Uluslararası toplumla imzaladığımız, kendilerinin de parçası olduğu legal bir anlaşmadan çekildiler ve sonra yaptırımları devreye soktular. Aynı zamanda küresel ekonomik hegemonyalarını kullanarak diğer ülkeleri de İran’a yaptırım uygulamaya zorluyorlar. Elbette yaptırımların İran’da gündelik yaşama hiçbir etkisi olmadığını söyleyemeyizbu yaptırımlar daha ziyade ortalama vatandaşın yaşamını etkiliyor, siyasi sistemi değil. Tabi bu siyasi sistem için de bir sıkıntısıradan vatandaşın gündelik yaşantısı tehlike altında olduğu için ekonomik terörizm diyoruz. Fakat buİranlılar için yeni değil. Biz zaten 40 yıldan fazladır yaptırımlar altında yaşıyoruz. Şu bir gerçek ki İran fazlasıyla güçlü. Asıl soru şu, İran nasıl bu kadar güçlenebildi? Heryaptırımlar altındayız, demek ki bu yaptırımlar bizi zayıflatamıyor. Tersine, kapasitemizi yaptırımlara maruzken güçlendirdik. İran ve yaptırımlarla karşı karşıya olan diğer ülkeler için farklı çözüm yolları var. Ekonomiyi, güvenliği bağımsız bir şekilde tesis etmek için alternatifler var. İran çok bağımsız bir güvenlik sistemine sahip, bu nedenle de Amerika İran’ın içişlerine karışamaz, İran’a karşı askeri bir seçeneğe başvuramaz, bizi bununla tehdit edemez. Dediğim gibi yaptırımlar İran halkı için bazı sıkıntılaraolduaynı zamanda bugüne kadar ilkönümüzdeki yılın bütçesinde petrolden herhangi bir gelir beklemiyoruz. Bu İran ekonomisi için önemli bir avantaj…

Petrole bağımlılığı azaltma…

Evet, petrolden bağımsızlık…

BARIŞÇIL PROTESTOLARA SAYGI DUYUYORUZ

Son dönemde yaşanan protestolar, yaptırımların ekonomik etkisinin bir parçası değil mi peki?

Protestolar, hükümet benzin fiyatına zam yaptıktan sonra başladı. Ama şu anda bile İran’da benzinin fiyatı diğer ülkelere kıyasla çok ucuz. Türkiye’nin ve diğer pek çok komşu ülkenin yaklaşık üçte biri. Ama gündelik yaşamdaki bir takım sıkıntılar nedeniyle bazı barışçıl protestolar başladı. Biz insanların barışçıl protesto hakkına saygı duyuyoruz. Ama sosyal medya ve Amerika tarafından kurulup fonlanan ve İsrail başta olmak üzere müttefikleri tarafından desteklenen bazı Farsça TV kanalları ülke içinde şiddeti kışkırttı. Maalesef çok kısa süre içinde kamusal altyapıyazarar verildi. Bunun üstesinden geldik, birkaç gün içindeistikrara kavuştu. Dışarıdan talimatla içeriyi karıştıranlar ile barışçıl protestolar yapan sıradan vatandaş arasında büyük birvar. Bugün yeniden istikrar sağlandı, liderimizin de dediği gibi bu normal bir protesto değildi, İran’ın güvenliğine karşı bir komploydu. Bununla mücadele etmek zorundaydık ve ettik de…

TÜRKİYE’DE FARS DİLİ VE EDEBİYATINA İLGİ İRAN’DAN FAZLA

Yeniden kültürel konulara dönersek… Başlarda ilginç bir şey söylediniz, aklımda kaldı. Türkiye’de Fars dili ve edebiyatınaİran’dan dahadediniz. Bu ilginç bir tespit. İran’da özellikle gençler arasında Fars dili ve edebiyatınanasıl? Çok kadim vebir geçmişçünkü. İran deyince akla nükleer silah ve diğer bazı konuların dışında kültür, şiir, edebiyat, sinema da geliyor. Orada bu konularavene durumda?

Sıradaki Haberi Oku  Son dakika: ABD, İran Dışişleri Bakanı Zarife BM toplantısı için vize vermedi

İran, çokve derin bir medeniyete sahip bir ülke. Sanat,ve özellikle şiirin, İran medeniyetinde çok özel bir yeri var. Farsça, şiir dili olarak bilinir. Türkiye’de de çok iyi bildiğiniz Mevlana ve Hafız gibi büyük şairlerin çoğu şiirlerini Farsça yazmıştır. Bugün ilginçtir ki bin yıl önce Mevlana’nın Divan’ını, Firdevsi’nin Şahnamesini yazdığı dilin aynısını konuşuyoruz. Bu, dilin ne kadar güçlü veolduğunu gösteriyor. Sanatın ve şiirin dili…

Sizin favori şiiriniz hangisi? Kısa bir beyit okuyabilir misiniz bizim için?

Türkler Mevlana’yı çok sevdiği için ondan bir beyit okuyayım…

(Farsça şiir okuyor)

Bu Mesnevi’nin girişiydi…

Çok güzel. Anlamadım manasınıkulağa çok güzel geliyor. Farsça kulağıma herçok hoş gelmiştir zaten…

İstanbul Üniversitesi’ni ziyaretimde öğrencilereFarsça öğrendiklerini sordum, birçoğu Mevlana’yı kendi dilinde okumak istedikleri için öğrendiklerini söyledi.

İRAN SİNEMASI DA ABD YAPTIRIMLARINDAN MUZDARİP

Şiir dışında İran sineması da oldukça popüler. Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada. Biliyorsunuz Amerikalılar Hollywood’u harika bir soft power aracı olarak kullanıyor. İran için sinema neediyor? İran da sinemayı böyle bir yumuşak güç aracı olarak görüyor ve kullanıyor mu?

İran sinema endüstrisi de yaptırımlardan muzdarip. Teknik anlamda çok gelişmiş araçlara sahip değiliz. Ama başka bir şeye sahibiz; kültür. Sanatın gerçek manasına dair geçmişten gelen derin bir anlayışımız var. Sinema sadece bir endüstri değil ve İran sineması,ve düşüncenin teknikten daha önemli olduğunu ispatladı. Çokbazı teknik araçlar ve imkanlarla İran sineması çok daha başarılı olabilirdi. Türk halkı da aynı kültürden dolayı İran sinemasını çok seviyor. Benzer kültürlere sahibiz demiyorum, aynı kültüre sahibiz diyorum.

Kelimelerimizin bile çoğu aynı. Şimdi Farsça veya Türkçe konuşmaya başlasak, pek çok kelimenin aynı olduğunuederiz herhalde. Sahi biraz Türkçe konuşmaya ne dersiniz?

(Türkçe konuşuyor)

İki ülke arasındaki bu ortak kültürel etkileşimi artırmak için neler yapıyorsunuz peki? Dilerseniz sohbetimizi bununla noktalayalım. İki ülke arasındaki ilişkiler genelde liderler arasındaki resmi temaslarla sınırlandırılıyor. Halklar arasında kültürel etkileşimi artırmak için sizler ne gibi projeler yürütüyorsunuz?

İstanbul’da ve Ankara’da iki kültür merkezimiz var. İki ülke vearasında kültürel ilişkilere yoğunlaşıyorlar. Çok şükür ki tarihsel ilişkimiz ve derin geçmişimiz, hükümetlerin veya elçiliklerin özel bir çaba sarfetmesine ihtiyaç bırakmıyor. Neredeyse her gün Türkiye’nin dört bir yanında İran’la ilgili kültürel birvar. İran’da da aynı şekilde. Bunlar tamamen bireyler tarafından organize ediliyor. Bize düşen ise bu tür faaliyetleri desteklemek. Biz kültürün hükümetler tarafından desteklenmesi, halklar tarafından devam ettirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Sinema veya İran mutfağına ilişkin yakıniçinde bir organizasyonmı? Şahsen özellikle takip edeceğim…

Evet var. Engeçen hafta İstanbul’da ve Ankara’da kültür festivalleri oldu. Aslında her ay Türkiye genelinde pek çok şehirde böyle organizasyonlar oluyor. Van’da, Erzurum’da, Ankara’da, İstanbul’da…

Türkiye’de çok sayıda İran restoranı da var. Ben İran mutfağını da çok seviyorum…

Türk mutfağı da çok zengin. İranlılar Türk yemeklerini çok seviyor.

Zaten çok yakınlar birbirlerine, öyle değil mi? Aslında yemeklerhemen aynıufak tefek farklar var. Sizin en sevdiğiniz Türk yemeği hangisi?

Türk yemeklerinin hepsini seviyorum. Kebabın her türlüsünü seviyorum…

Haber Videosu: İran Büyükelçisi Mohammad Farazmand: Türkiye’de Fars diline ilgi, İran’dan daha